16 Aralık 2012 Pazar

Sen Doğmadan Önce (Twice Born)


Her ne sebeple olursa olsun çıkılan yolculuk, kişinin kaderine edilen yolculuk oluyor. Siz Bosnada Andriç i ararken , şehrin kaderi sizin kaderiniz olabiliyor. Deli dolu, özgür bir amerikalı fotoğrafçı (Diego) ile ayakları yere  basan romalı bir kadının (Gemma) aşk hikayesi bu.
Asıl hikaye birbirlerine olan aşkları değil, tutkuları. Diego Gemma'ya hayatında en çok istediği şeyin çocuk sahibi olmak olduğunu söyler. Bir kaç kez hamile kalan; ancak kısır olduğu için kaybettiğini öğrenen Gemma, aşktan öte Diego yu kaybetmekten korkar. Çocukluğundan beri mutsuz olma fikriyle yaşamaktan nefret eden Diego, sevdiği kadından çocuğunun olamayacağı fikri ile yaşamayı öğrenmeye çalışırken Gemma'nın tahrik edici sözleriyle daha da üzülür. Ayrılmaları gerektiğini düşünürken hayatlarına anlam getirecek bir yolculuk yapmaya karar verirler. Eski dostlarının ateş altında bulundukları şehre, Saraybosnaya, çocuklara ışıklı ayakkabılar götürmeye karar verirler.
Herkes şehri terk ederken ve savaş ev ev ilerlerken, eski sanatçı dostları çetniklere inat şehri terketmemekte kararlıdır.
Gemma konuşmaları esnasında Gojko'ya:
"Onun ( Diegoyu kastederek) ayakları ve boynu gibi özelliklere sahip bir çocuğum olmasını istiyorum." der.  Kan bağı ile sevdiği adama bağlanmak ister.
Gojko, Gemma'ya bir leylek (taşıyıcı anne) olabilecek birini bulur (Aska).
Aska saksafon çalan genç bir müzisyen boşnak kızı. Almanya'da müzik yapabilmek için paraya ihtiyacı olduğundan bunu yapabileceğini söyler.
Konuşmaları esnasında Gemma Aska'ya:
-Müslüman mısın? 
Aska: Ara sıra kuran okurum.
Gemma: Peki kuran böyle bir şeye izin verir mi? Rahmini para karşılığı kiralamaya?
Aska: Kuran insanlara iyilik yapın diyor. Sonuçta bir şeylere sahip olabilmek için bazı şeylerden vazgeçmelisin.
Gemma önceleri bu fikri kabul etmez. Diego ise onu mutlu edebilmek için sesini çıkarmaz olacaklara. Gemma bu fikri Aska nın ve Gojko nun ısrarları üzerine kabul eder.
Aska ve Diego birlikte olacakları esnada sırp askerleri evi basar. Diego nun gözleri önünde Aska ya tecavüz ederler ve ensesinde sigara söndürürler. Öldürmezler, kamplarda kalan binlerce kadın gibi kendilerine hizmet etsin diye yanlarına alırlar.
Diego ile Gemma Roma'ya döner. Diego yaşadıklarının etkisinden kurtulamaz. Saraybosna için düzenlenen gecedeki konuşmalar,  orada insanlık dışı bir katliam yaşanırken ton balığının reklam çekimini yapmak ve ton balığına Bosnadaki insanlardan daha fazla değer verildiğini görmek midesini bulandırır. 
Dayanamaz ve aska yı Çetniklerin elinden kurtarmak için Saraybosnaya geri döner. Çetniklerin zafer naraları atarken fotoğraflarını çeker, güvenlerini kazanır, kadınların intihar ettiklerini görür ve para karşılığında Aska yı kurtarır.
Gemma Diego nun ardından Saraybosna ya gider. Aska nın hamile olduğunu ve Diego nun ona baktığını öğrenir. Kendisiyle ilgilenmeyen Diego ya onu sevip sevmediğini sorar; Diego "nasıl sevmeyeyim ki" der. Gemma üzülür; ancak Diego nun çocuğunu ondan alacağı günü bekler.
Aska çocuğu doğurduğu esnada Gojko,"bu çocuk sigara ve Saraybosna kokacak" der. Ancak Aska çocuğa dokunmaz bile. Gemma ve Diego Saraybosna dan ayrılacak iken Diego, pasaportu olmadığı için Saraybosna da kalmak zorunda kalır.
Diego Aska nın ensesindeki yaraya gül şeklini vererek; bu artık senin ve kaderin arasında bir bağ der. Tüm bu yaşananlara dayanamayıp intihar eder.
Gemma nın Diego ya tutkusu, Diego nun çocuk tutkusu, Aska nın müzik tutkusu kaderlerini birleştirir. Ancak ne Gemma bir daha Diego yu görür, ne Diego çocuk sahibi olur ne de Aska bir daha müzik yapar.

Yıllar sonra Gemma Diego nun hiç bilmediği hikayesini öğrenir.

Baş ağrısı , yaşama karşı kusma hissi ve ağlama hissi ile yazılanlar bunlar... Başkaları başka şeyler görmüş olabilir. Benim payıma bunlar düştü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder